Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

sevmek ve gıcık olmak - loving and being annoyed - lieben und gleichzeitig genervt sein

Resim
İnsan evlendiğinde ya da uzun süreli bir ilişki yaşadığında ilginç bir gerçekle karşılaşıyor: Bir insanı aynı anda hem çok sevip hem de bazı huylarına inanılmaz derecede gıcık olabiliyorsunuz. Hatta bazen dışarıdan bakıldığında çok küçük görünen bir alışkanlık, yıllar içinde insanın sinirini en çok bozan şeylerden biri hâline gelebiliyor. Islak havluyu yatağın üstüne bırakmak,ocağın altını çok açıp her yere yağ sıçratmak, geç kalmak, aynı şeyi defalarca anlatmak, dağınıklık, unutkanlık, inatçılık… Liste uzayıp gidiyor. Ama galiba uzun ilişkilerin sırrı, karşımızdaki insanın tüm huylarını mükemmel bulmakta değil; bazı huylarına rağmen onunla kalmayı istemekte yatıyor. Çünkü gerçek hayat, romantik filmlerdeki gibi sürekli kusursuz uyumdan oluşmuyor. İki farklı insanın aynı evde, aynı hayatın içinde uzun yıllar birlikte kalabilmesi zaten başlı başına büyük bir emek istiyor. Bence bu noktada en önemli şeylerden biri, öncelikle “geçinmeye gönlünün olması.” Çünkü insan gerçekten ili...

arkadaşlık- frienship - freundschaft

Resim
Bazı insanlar arkadaşlığı, sürekli birbirini onaylamak sanıyor. Sanki gerçek dostluk, hiç tartışmamak, hiç kırılmamak ve her konuda aynı düşünmekten ibaretmiş gibi… Oysa hayatın içinde gerçekten yakın olduğumuz insanlarla yaşadığımız ilişkiler, bundan çok daha karmaşık oluyor. İki insanın her konuda aynı düşünmesi zaten mümkün değildir. Farklı geçmişler, farklı karakterler, farklı hassasiyetler vardır. Bazen biri daha duygusal yaklaşır, diğeri daha mantıklı. Bazen biri daha fazla ilgi beklerken, diğeri yalnız kalmaya ihtiyaç duyar. Yakınlık olan yerde farklılık da olur. Asıl mesele, bu farklılıklara rağmen ilişkinin ayakta kalıp kalamayacağıdır. Gerçek arkadaşlık yalnızca güzel günlerde yan yana durmak değildir. Bazen anlaşamamak, kırılmak, uzaklaşmak ama buna rağmen birbirini tamamen silip atmamak da dostluğun bir parçası değil midir? Çünkü insan ilişkileri kusursuz değildir. Her kırgınlık ilişkiyi bitirmek zorunda değildir. Her fikir ayrılığı da sevgisizliğin kanıtı değildir....

mutlu yaş almak - aging happily - glücklich älter werden

Resim
Bazı yaşlı insanlara denk gelirsiniz, yaş aldıkça yüzüne yalnızca yılların değil, kırgınlıkların da yerleştiği insanlar. Sürekli şikâyet eden, en küçük şeyde öfkelenen, çevresiyle kavgalı yaşayan, hatta bazen yoluna rastgele çıkan bir yabancıya bile tahammül edemeyen insanlar… Onlara baktığımda çoğu zaman yalnızca “huysuzluk” görmüyorum. Daha derinde başka bir şey hissediyorum: Geç kalmışlık. Sanki hayatları boyunca gerçekten istedikleri hayatı yaşayamamışlar gibi. Belki hep ertelemişler, belki korkmuşlar, belki başkalarının beklentilerine göre yaşamışlar. Belki içlerinden geçen şeyleri yapmak yerine “olması gereken” hayatın içinde sıkışıp kalmışlar. Ve yıllar geçtikçe bazı şeylerin geri gelmeyeceğini fark ettikçe, o noktada kırgınlık yalnızca insanlara değil, bazen insanın kendisine yöneliyor sanki. Kendi seçimlerine kızgın insanlar görüyorum bazen. “Keşke”leri çok büyümüş insanlar. Ve sanırım en ağır yüklerden biri de bu: Geriye dönüp baktığında, yaşanmamış bir hayat hissiyle...

insan: yalnız ama sosyal varlık - human: alone, yet social - der mensch: allein, aber sozial

Resim
İnsan hayatı çoğu zaman iki uç arasında salınıyorr: Bir yanda “yalnız da ayakta kalabilmeliyim” düşüncesi, diğer yanda ise insanın doğası gereği başka insanlara ihtiyaç duyan sosyal bir varlık olduğu gerçeği. Modern dünyada bu iki durum çoğu zaman birbirine zıt gibi gösteriliyor. Oysa sağlıklı bir yaşam, tam da bu ikisinin arasında kurulan dengede şekilleniyor. Yalnız kalabilmek bir güç. İnsan, kendi sessizliğiyle baş başa kalabildiğinde kim olduğunu daha net görüyor. Sürekli bir kalabalığın, mesaj trafiğinin ya da onay ihtiyacının içinde yaşayan biri zamanla kendi iç sesini kaybedebilir. Yalnızlık bazen düşünmek, toparlanmak, dinlenmek ve kendini yeniden inşa etmek için gerekli bir alan olabilir. Kendi başına kahve içebilmek, yürüyüşe çıkabilmek, bir problemi tek başına çözebilmek ya da sadece sessizce oturabilmek; insanın içsel dayanıklılığını gösterir. Ancak mesele şu ki, insan tamamen yalnız yaşayabilen bir canlı değildir. En güçlü görünen insanlar bile anlaşılmaya, görülmey...

bağlıyız - all connected - alle sind miteinander verbunden

Resim
hepimiz birbirimizin sebebi oluyoruz kimi zaman iyi kimi zaman kötü... sabah eşim işe giderken , yola mazot döküldüğü ve yol kayganlaştığı için zincirleme bir kazaya karışmış.... kendisine bir şey olmamış, arabasında da büyük hasar yok ancak arabasında büyük hasar olanlar, motoru ile kayıp düşenler var.... şimdi burada kim sorumlu; aracının mazot deposu delik olan sürücü mü? O aracı fenni muayeneden geçiren görevli mi? Son gittiği bakımda servis hizmeti veren kişi/ kurum mu? ya da aracın servise gitmesi gerekiyorduysa gitmesine izin vermeyen yetkili mi?... bu liste böyle uzayıp gider... yani aslında birbirimize ne kadar bağlıyız ve birbirimizde nelere sebep olabiliriz.... hepimizin başkaları için güzelliklere, iyiliklere vesile olmasını temenni ederim ... all connected We all become reasons in each other’s lives — sometimes for good, sometimes for bad... This morning, while my husband was driving to work, he got involved in a chain-reaction accident because diesel fuel had spi...

Handmaid's Tale

Resim
Bazı hikâyeler vardır; izlerken yalnızca bir kurguya tanıklık ettiğinizi sanırsınız, ancak aslında çok daha derin bir gerçekle yüzleşirsiniz. The Handmaid’s Tale tam da böyle bir deneyim sunuyor. İzlerken hissettiğim dehşet, üzüntü ve gözyaşları yalnızca karakterlerin yaşadıklarına değil; insanlığın geçmişte yaptıklarına, bugün yapabildiklerine ve yarın yapma ihtimaline duyulan bir üzüntü. Dizi, insanın “inanç” ya da “kutsal değerler” adı altında başka insanlara neler yapabileceğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu, sadece bir distopya değil; tarihte defalarca yaşanmış, farklı coğrafyalarda hâlâ yaşanmakta olan ve ne yazık ki gelecekte de yaşanma riski taşıyan bir gerçekliğin yansıması. En sarsıcı taraflarından biri ise demokrasinin ve kazanılmış hakların ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatması. Bugün “olmaz” dediğimiz birçok şeyin, uygun koşullar oluştuğunda nasıl hızla “olabilir” hale geldiğini görmek ürkütücü. Haklar bir kez kazanıldı diye sonsuza kadar garanti al...

Japonya ve Güney Kore - Japan and South Korea - Japan und Südkorea

Resim
Nisan ayının başında, sakura mevsiminin en büyüleyici zamanında Japonya ve Güney Kore’yi kapsayan iki haftalık bir seyahat yapma fırsatı bulduk. Bu yolculuk, yalnızca bir tatil değil; aynı zamanda iki farklı kültürü derinlemesine gözlemlediğimiz, karşılaştırdığımız ve hissettiğimiz bir deneyim oldu. Japonya’ya adım attığımız andan itibaren doğası ve atmosferi beni etkisi altına aldı. Her şeyin bu kadar düzenli, sistematik ve temiz olması gerçekten hayranlık uyandırıcıydı. İlginç olan şu ki, neredeyse hiçbir yerde çöp kutusu görmedim. Buna rağmen sokaklar tertemizdi. Gün içinde oluşan tüm çöplerimizi yanımızda taşıyıp otel odasına götürmek başta garip gelse de, bu sistemin nasıl kusursuz işlediğini görmek etkileyiciydi. Japon insanı ise ilk bakışta biraz mesafeli ve duygularını çok dışa vurmayan bir profil çiziyor. Sokakta gördüğüm kadarıyla çok mutlu göründüklerini söyleyemem; ancak elbette bu, kısa süreli gözlemlerle yapılabilecek sınırlı bir çıkarım. Davranış kalıpları oldukça k...