Kızlarımıza güçlü olmayı öğretmeliyiz: Çünkü hayat boyu karşılaşacakları fırtınalardan çıkmanın yolu içlerinde ki gücü kullanmak ve kendi pusulalarını takip etmek olacak. Kız çocuklarımızı sevgiyle, şefkatle büyütüyoruz. Onlara iyi insanlar olmalarını, dürüstlükten ve merhametten şaşmamalarını öğütlüyoruz. Fakat çoğu zaman unuttuğumuz bir şey var: Bu dünya sadece iyi niyetli insanların yaşadığı bir yer değil. Ve ne yazık ki, onları en çok zorlayanlar bazen en yakınlarındakiler olacak. Gün gelecek, birileri çıkıp onlara “Seni çok seviyorum” diyecek. Belki gerçekten sevecek de. Ama sevgi her zaman saf ve koşulsuz olmuyor. İnsan, farkında olmadan bile olsa, sevdiğini kendi istediği gibi şekillendirmeye, yönlendirmeye çalışabiliyor. Bu yönlendirme bazen nazik sözlerle, bazen de pasif bir baskıyla olabiliyor. Üstelik bu manipülasyon her zaman kötü niyetle gelmiyor. Kimi zaman iyi olduğunu sanan ama sınır çizmeyi bilmeyen insanlar da bunu yapabiliyor. İşte tam da bu yüzden kızlarımıza...
Çok düşündüm şöyle etkili bir giriş yapmak için. Ama ne yazsam eksik kaldı, duygumu anlatmaya yetmedi.... Ortadan gireyim o zaman. Ben büyürken, babam beni her istediğimi yapabileceğime inandırdı, hayatım boyunca şunu da yapamam diye hiçbir düşünce geçmedi aklımdan. Ne üniversite okuyacağım şehri kısıtladı, ne bölümü, hiçbir şeyi.... Babamdan hayır bunu yapamazsın hiç duymadım ben. Hatta üniversiteye gitmeden önce , söyle bir sohbetimiz var. Sana sigara içme diyemem çünkü ben içiyorum, ama sigaraya başlamasan kendine iyilik yaparsın...Zaten hiç merakım olmadı ve şimdiye kadar da tek nefesim yok. Hiçbir zaman da hayatta içmem demedim, hayatın ne getireceği hiç belli olmaz... Bazen aklıma türlü kötü senaryalor geliyor. Ya şöyle olursa ya böyle olursa diye ... O zamanlar da bile, içimi kaplayan sıkıntının yanında aklım, hemen çözüm yolları sermeye çalışıyor önüme. Korkma yaparsın bir şekilde diyor içimde ki ses... Sonunda yapamasam bile, beni yapabileceğime inandırdığın için sana...
Hayatta ilerlerken çoğu zaman “hırslı olmalısın” denir. Hırs, çoğu zaman rakipleri geçme, başkalarını geride bırakma isteğini barındırır. Oysa ben hırsa değil, azme inanıyorum. Azim, kendi en iyi haline ulaşma çabasıdır. Başkalarıyla yarışmak yerine, kendi potansiyelini keşfetmek, her gün biraz daha ileriye gitmektir. Azim, sabırla, kararlılıkla ve inançla yürünen bir yolculuktur. Herkese gönlünden geçenlere ulaşma yolculuğunda azim dolu günler diliyorum. Bence, gerçek başarı başkalarını geçmek değil; kendi sınırlarını aşmak, kendi hikâyeni en iyi şekilde yazmaktır. Ambition or Determination? As we move forward in life, we are often told that we must be ambitious. Ambition frequently carries the desire to surpass competitors and leave others behind. Yet I do not believe in ambition—I believe in determination. Determination is the effort to reach one’s best self. Rather than competing with others, it is about discovering your own potential and moving a little further each day...
Yorumlar
Yorum Gönder