Kayıtlar

maaş

Malum yeni sene ile ilgili maaş dönemi, bu sene bir gaza geldim, gittim taleplerimi sıraladım, safım ya hemen kabul edecekler sanıyorum, iş öyle bir noktaya geldi ki, Amerikalıların deyimiyle at pazarlığına dönmüş durumda. Şöyle olursa böyle olur, ama böyle kabul ederseniz de böyle olur. Altı üstü hakkımı vereceksin yahu bu kadar mı zor ? E danışıyorum da haliyle , sonra hergün başka bir fikir geliyor karşıma, yani pişman olmuş vaziyetteyim, şimdi bir kere giriştim bu işe vazgeçtim de diyemiyorum, ama vıcık vıcık bir para muhabbetidir gidiyor, midemde kramp yaptı bu mesele benim. Dün aldığım karar, bu gün söylenen bir sözle en yanlış karara dönüveriyor içimde, patlamak üzereyim, hatta yeter diye bağıracağım az kaldı. Bir de bu hengamede 2-3 gün içinde kredi de alarak bir ev olayına girdik ki sorma gitsin. Bir de orada hesap kitap, off offfffffff.

İkiyüzlülük

Bir insan öldü gitti, öyle miydi, böyle miydi? Şundan mıydı, bundan mıydı? Artık o kadar anlamsız ki, gitti ve gelmeyecek. Ve herkes hayat uzmanı tabi yorumlar, yorumlar... Şimdi geride kalan bir anne var evlat acısı çeken, sonra 1,5 yaşında bir çocuk var annesini resimlerden tanıyacak, bir eş var -araları limonimiydi bilmem, zaten beni hiç ilgilendirmez - çocuğunun annesini kaybeden, arkadaşlar, eş dost... Onların yüreği yangın yeri şimdi, acısını onlar yaşıyor... Bir sürü insan var, yanımdan geçse tanımazdım diyor, ama sayıp dökmekten geri kalmıyor. Yok efendim su testisi su yolunda kırılırmış, ne işi varmış. Siz kimsiniz ? Size ne ? Ne biliyorsunuz ki o kadının yaşadıkları hakkında, bilseniz bile ne hakkınız var yorum yapmaya ? Rahmetli Barış Manço' da sevgilisinin kollarında, viagra alıp ölmemiş miydi? Neden onun arkasından da böyle şeyler yazılmadıı? Erkek olduğu için mi ? Çok güçlü bir lobisi olduğu için mi? Ya da başka sebepler mi vardı bizim bilmediğimiz ? De...

fakirlik dediğin gülüm

Bu hayatta zenginsen gülüm cennettesin, ülkende ayaklanma mı oldu? Her yer yangın yeri mi ? Sıradan adamlar karısını, çocuğunu, canını kurturma derdine düşmüşken, yiyecek ekmek içecek su nasıl bulurum diye düşünürken, sen aileni atarsın jetine artık nereye istersen yada gizli banka hesapların hangi ülkedeyse, ne gam... Fakirlik dediğin gülüm, yokluğu paylaşmaktır, ayıp nedir bilmektir. Açlık sınırının altında yaşamaya devam ederken, sana bunu yaşatanları, ıslıklayarak protesto etmeyi bile ayıp bilmektir. Fakirlik dediğin gülüm, şaşalı hayatları dizilerde izlerken kıskanmadan hayran olmaktır, iki lafı biraraya getirmekten aciz insanların sundukları bilumum gündüz kuşağı programlarını izlerken hayallere dalmaktır. Fakirlik dediğin gülüm, bile bile eğitimsiz bırakılmaktır - ha zincirlerini kıran yok mudur elbette vardır - ki, yönetmesi kolay olsundur, sorgulamasındır, hak aramayı ayıp bilsindir...

Hitit Düşmanlığı (Alıntıdır)

Küçük bir parça gazeteden elimle yırtıp ayırmışım, sanıyorum haftasonu eki Soner Yalçın sayfasından (yanılıyorsam affola) Yıl:2010 DTCF (Dil Tarih Coğrafya Fakültesi) ' nin 75. yıl dönümü. Fakülte 75. yaşını kutladımı ? Hayır. Bir tek seminer bile yapmadılar. Niye acaba? Sonra dekanın kim olduğuna baktım. Dekanın uzmanlık alanı Arapça! Şaşırmadım. Siz de şaşırmayın. Ankara Belediyesi'nin Hitit Güneşi amblemini değiştirmesine şaşırdınız mı? Hitit Güneş Abidesi (Hati) Atatürk'ün izniyle başlatılan Alacahöyük kazılarında ortaya çıkan Anadolu'nın en eski kalıntılarından biriydi. Rahmetli Vedat Dalokay Ankara Sıhhiye Meydanı'na Hitit Güneşi Abidesi diktiğinde, ' Puta tapılıyor' diye TBMM' yi ayağa kaldıran Erbakan ve arkadaşları değil miydi? Bir yanda kazı yaptırıp tarihi eserlerinin ortaya çıkmasını sağlayan uygarlık öncüsü Atatürk var; diğer yanda çıkan eserleri tekrar toprağa gömmek isteyen gerici bir zihniyet. Türkiye hala bu iki zıt düşü...

baykuşlar

baykuşların bu kadar sevimli formunu bir de kızımın elbisesinde ve montunda gördüm ama bir de kurabiyegiller e bakın derim, hem de çekiliş var, belki de o sevimli baykuşlar sizin olur :)

kendimle barışık

Bugün nedendir bilmiyorum, barışığım kendimle, içimde kelebekler, mutluyum, gülümsüyorum... Belki bugün denetim için geldiğim İzmir' in havasından, belki ayarladığm 4 günlük Balıkesir tatilinden, belki 15 tatil için ayarladığım Ankara kaçamağından, belki kocamla yaptığım güzel telefon görüşmesinden, belki perşembe günü için ayarladığım kız kıza sinema gününden, belki hepsinden... Anlar planlıyorum kendime, ileride gülümseme ile hatırlayacağımı umduğum, belki de bu mutlu ediyor beni, ilerisi için planlara sahip olabilmek, gelecekten birşeyler beklemek. Kocam kurtlandın gene planlar yapıp duruyorsun diyor, evet kurtlanıyorum, durmak iyi gelmiyor bana, ileriye ait planlar yapıp geleceğe ait olduğumu görmek istiyorum belki, belki sadece gezmeyi- tozmayı seviyorum. Birbirine benzer günler yaşamak istemiyorum, monoton olmak istemiyorum. Bir yerde okumuştum, yeniden başlayamam dediğimiz an yaşlanıyormuşuz. Her yerde, herşeye yeniden başlayabilme azmini, gözükaralığını hiç kaybetmeye...

söylemek istediklerim

Obama, sen de en az Bush kadar beyazsın! Farklı olmak, farklı olmayanları küçümsemek ise ben almayayım! İstanbul barosunun yeni başkanı Ümit Kocasakal, adının hakkını veriyorsun!