Çok düşündüm şöyle etkili bir giriş yapmak için. Ama ne yazsam eksik kaldı, duygumu anlatmaya yetmedi.... Ortadan gireyim o zaman. Ben büyürken, babam beni her istediğimi yapabileceğime inandırdı, hayatım boyunca şunu da yapamam diye hiçbir düşünce geçmedi aklımdan. Ne üniversite okuyacağım şehri kısıtladı, ne bölümü, hiçbir şeyi.... Babamdan hayır bunu yapamazsın hiç duymadım ben. Hatta üniversiteye gitmeden önce , söyle bir sohbetimiz var. Sana sigara içme diyemem çünkü ben içiyorum, ama sigaraya başlamasan kendine iyilik yaparsın...Zaten hiç merakım olmadı ve şimdiye kadar da tek nefesim yok. Hiçbir zaman da hayatta içmem demedim, hayatın ne getireceği hiç belli olmaz... Bazen aklıma türlü kötü senaryalor geliyor. Ya şöyle olursa ya böyle olursa diye ... O zamanlar da bile, içimi kaplayan sıkıntının yanında aklım, hemen çözüm yolları sermeye çalışıyor önüme. Korkma yaparsın bir şekilde diyor içimde ki ses... Sonunda yapamasam bile, beni yapabileceğime inandırdığın için sana...
Kızlarımıza güçlü olmayı öğretmeliyiz: Çünkü hayat boyu karşılaşacakları fırtınalardan çıkmanın yolu içlerinde ki gücü kullanmak ve kendi pusulalarını takip etmek olacak. Kız çocuklarımızı sevgiyle, şefkatle büyütüyoruz. Onlara iyi insanlar olmalarını, dürüstlükten ve merhametten şaşmamalarını öğütlüyoruz. Fakat çoğu zaman unuttuğumuz bir şey var: Bu dünya sadece iyi niyetli insanların yaşadığı bir yer değil. Ve ne yazık ki, onları en çok zorlayanlar bazen en yakınlarındakiler olacak. Gün gelecek, birileri çıkıp onlara “Seni çok seviyorum” diyecek. Belki gerçekten sevecek de. Ama sevgi her zaman saf ve koşulsuz olmuyor. İnsan, farkında olmadan bile olsa, sevdiğini kendi istediği gibi şekillendirmeye, yönlendirmeye çalışabiliyor. Bu yönlendirme bazen nazik sözlerle, bazen de pasif bir baskıyla olabiliyor. Üstelik bu manipülasyon her zaman kötü niyetle gelmiyor. Kimi zaman iyi olduğunu sanan ama sınır çizmeyi bilmeyen insanlar da bunu yapabiliyor. İşte tam da bu yüzden kızlarımıza...
İyi ya da kötü, her şey bir şeylere evrilir. Sonu iyi olsun, bu da geçecek biliyorum ve hayırlısını diliyorum. Göz yaşlarımın şükürlere karışması dileğiyle... Sınavıma razıyım, mücadeleye ve umuda devam... Göz yaşı ferahlığı diye de bir şey var... Geçen bir arkadaşımla konuşurken; "Neden insan basitçe her şeyde iyiyi seçemiyor ki?" diye sordum. "Kötü olmasa iyinin kıymetini bilir miydik?" dedi. Gerçekten bilmez miydik? İnsanoğlu hem çok karmaşık hem de çok basit. Onca ilerlemeye rağmen temel insani ihtiyaçlarımızı karşılayabildikten sonra hemen bir anlam arayışı ve buna mukabil bir inanç sistemi ihtiyacı doğuyor. Bu pencereden bakınca; İnkalar'dan, eski Mısırlılar'dan ne farkımız kalıyor? Hayatın insana ne yapacağı hiç belli olmaz... Yaşarken hep bir şeyler bekleniyor; bu umut mudur? Yoksa oyalanma mı? İnsanların gözündeki yaşın, kalbindeki sıkıntının sebebi olmamak lazım... Herkes kendini anlatmanın, kendini dinletmenin derdinde; kimseyi dinlemey...
Yorumlar
Yorum Gönder