Kayıtlar

söylemek istediklerim

Obama, sen de en az Bush kadar beyazsın! Farklı olmak, farklı olmayanları küçümsemek ise ben almayayım! İstanbul barosunun yeni başkanı Ümit Kocasakal, adının hakkını veriyorsun!

birikenler

Ne çok şey birikti içimde ne zamandır yazmak istiyordum ama seyahatler, yoğunluk, kelimeleri biraraya getirememek bazen, engellerim vardı işte belki de benim yarattığım, ama dün uçakta kelimeler dönmeye başlayınca beynimde, yaz dedim artık yarın fırsat bul ve yaz. İyilerden başlayayım önce sonra gelsin diğerleri... Derinimle başlayayım önce, hani yanyana yatarken ya da uzanırken o küçük ellerini, kollarını boynuma doluyorsun ya, işte o an ben huzur doluyorum, o an dünya dursa ve hep öyle kalabilsek, yanayana, senin ılık nefesin kulağımda... Derinimin bugün okulda sunumu vardı önceden randevulaştık öğretmeniyle, babamız da katıldı, okulda yaptığı faaliyetlerden kendi seçtiklerini bize ve seyirci olarak seçtiği arkadaşlarına anlattı, nasıl da büyüyorsun hızla, öğretmeni şarkı söylemek ister misin dediğinde arkadaşlarımla beraber söylemek isterim dedi hatta biz de katıldık pazara gidelim şarkısına, arkadaşların ile geliştirdiğin ilişkilerin beni çok mutlu etti kızım, bir birey oluyors...

eller...

Dün bir denetim için Ankara' daydım, öğlen yemeği için Lale Restorant diye bir yere gittik, ben ilk defa gidiyorum, daha çok öğlen iş yemekleri için tercih edilen bir restorant izlenimi bıraktı bende, ama neyse konumuz restorant değil... Tam biz yemekten kalkmak üzereyken sağ çaprazımdaki masada iş tulumu ile yemeğe gelmiş kendi kendine gülümseyerek yemek yiyen birine takıldı gözüm. Diğer herkesten çok farklıydı. Üzerinde iş tulumu vardı, ellerine baktım evet temizdi ama elleriyle para kazananların karakteristik özelliklerini taşıyordu o eller, biraz nasırlaşmış, ne kadar yıkansa da hırpalanmışlığın izlerinin silinemediği eller. Kimbilir ne zor şartlarda para kazanıyor, ama yemek yerken hem de kendi kendine hala gülebiliyor, belki hayat gülüyor belki de aklına gelen birşeye, zaten çok da aydınlık bir yüzü vardı. İşte dedim çok nadir de olsa, böyle insanlara rastlayabilmek, insana olan inancımı hala ayakta tutabiliyor benim. Öylece geçti gitti hayatımdan, ama tam da tanışılaca...

3 şey

Sevdiğinin kolları, yavrunun kokusu ve anne-babanın kuytusu, sırala deseler sıralayamam bu hayatımdaki 3 önemli şeyi, yerlerini hiçbirşey dolduramaz bende, birbirlerinin yerini bile dolduramazlar, öyle önemliler. Bugün hepsi yolda, hem de hepsi şu anda bana biraz daha yaklaşıyorlar. Dualarım onlarla Allah hayırlısıyla/ sağlıkla bana kavuştursun onları diye. Ayrılalı çok olmadı ama nasıl özledim hepsini ayrı ayrı, burnumda tütüyorlar. Oysa bu planlar yapılırken oh diyordum şöyle kendimle kalacağım kaç gün ne güzel. Ama öyle değilmiş, geçmek bilmedi günler/geceler, koca akşamlar cnbce ve e2 karşısında vakit harcamakla geçti. Erken bile yatamadım, güya doya doya, uzun uzun uyuyacaktım, nerede ! Benim önceliklerim çoktan değişmiş te, haber verenim yokmuş. Tüm o hayhuy, yapma kızımlar, didişmeler, hayatımın tuzu biberi olmuş benim. Ben olduğum günleri özlediğimi düşünsem de bazı bazı, ben artık biz olmuşum anlaşılan.

Bazen,

hayatında ki herşey yanlışmış gibi gelebiliyor insana, herşeyi yanlış yapıyormuş gibi de gelebiliyor. Hiç anlamadan konuşmalar başka başka noktalara kayabiliyor. Hayatı hep alttan almanız gerekebiliyor, yoksa hayat sizi uyumsuz olarak mimleyebiliyor. Birden bu hayattaki en uzlaşılmaz kişi olabiliyorsunuz. Bazen işte hayatta bir güne, bir haftaya 1-0 yenik başlayabiliyorsunuz...

günün sözü

İdare edildiğinin bile farkına varamayacak kadar kendisine odaklanmış şahıslar... bu söz bugünün sözü olsun, bu ne bencilliktir kardeşim, idare edersin, kendine o kadar odaklanmıştır ki bunu senin iyi niyetine vermez her zaman doğruyu bildiğine ve haklı olduğuna verir... Gün gelir yeter dersin, ondan sonra senden kötüsü olmaz ...

asabiydim

Geldi mi üstüste gelir ya o cinsten bir gündü işte, önce bu trafikte karşıya geçtim denetim için, sonra aynı trafikle geri döndüm. Eve uğradım kıza bir bakayım, havuz malzemelerini alayım diye, okulla ilgili fırtına koparmış yine, üstüne salonun ortasına bir kase cocopopslu sütü devirdi ve sakız diye tutturdu, ağlayarak yaptırmaya çalıştı, yapmadan çıktım evden, yapmadığıma benim yüreğim daha kırık ama öğrenmesi de gerekiyor herşeyin ağlayarak çözülemeyeceğini, ileride başkaları her ağladığında her istediğini yapmayacak ki ? Sonra bankaya gittim, vize başvurusu için hesap özeti almaya, anlatıyorum gişedeki bey yardımcı olacağına işte onun adı bu, bunun adı şu diye bana ukalalık yapıyor, arkadaşım o terimleri bilsem bankacı olurum zaten ha bunu kendisine de söyledim sözümü esirgemeden, sen 8.5.3 maddesi ne biliyor musun, sen bilmiyorsun diye ben sana hava atıyor muyum ? Neyse işe yaradı bu tavrım yardımcı oldu bir takım evraklar verdi bana imzalı ve de kaşeli, bu vize işinin kendisine...