Kayıtlar

fakirlik dediğin gülüm

Bu hayatta zenginsen gülüm cennettesin, ülkende ayaklanma mı oldu? Her yer yangın yeri mi ? Sıradan adamlar karısını, çocuğunu, canını kurturma derdine düşmüşken, yiyecek ekmek içecek su nasıl bulurum diye düşünürken, sen aileni atarsın jetine artık nereye istersen yada gizli banka hesapların hangi ülkedeyse, ne gam... Fakirlik dediğin gülüm, yokluğu paylaşmaktır, ayıp nedir bilmektir. Açlık sınırının altında yaşamaya devam ederken, sana bunu yaşatanları, ıslıklayarak protesto etmeyi bile ayıp bilmektir. Fakirlik dediğin gülüm, şaşalı hayatları dizilerde izlerken kıskanmadan hayran olmaktır, iki lafı biraraya getirmekten aciz insanların sundukları bilumum gündüz kuşağı programlarını izlerken hayallere dalmaktır. Fakirlik dediğin gülüm, bile bile eğitimsiz bırakılmaktır - ha zincirlerini kıran yok mudur elbette vardır - ki, yönetmesi kolay olsundur, sorgulamasındır, hak aramayı ayıp bilsindir...

Hitit Düşmanlığı (Alıntıdır)

Küçük bir parça gazeteden elimle yırtıp ayırmışım, sanıyorum haftasonu eki Soner Yalçın sayfasından (yanılıyorsam affola) Yıl:2010 DTCF (Dil Tarih Coğrafya Fakültesi) ' nin 75. yıl dönümü. Fakülte 75. yaşını kutladımı ? Hayır. Bir tek seminer bile yapmadılar. Niye acaba? Sonra dekanın kim olduğuna baktım. Dekanın uzmanlık alanı Arapça! Şaşırmadım. Siz de şaşırmayın. Ankara Belediyesi'nin Hitit Güneşi amblemini değiştirmesine şaşırdınız mı? Hitit Güneş Abidesi (Hati) Atatürk'ün izniyle başlatılan Alacahöyük kazılarında ortaya çıkan Anadolu'nın en eski kalıntılarından biriydi. Rahmetli Vedat Dalokay Ankara Sıhhiye Meydanı'na Hitit Güneşi Abidesi diktiğinde, ' Puta tapılıyor' diye TBMM' yi ayağa kaldıran Erbakan ve arkadaşları değil miydi? Bir yanda kazı yaptırıp tarihi eserlerinin ortaya çıkmasını sağlayan uygarlık öncüsü Atatürk var; diğer yanda çıkan eserleri tekrar toprağa gömmek isteyen gerici bir zihniyet. Türkiye hala bu iki zıt düşü...

baykuşlar

baykuşların bu kadar sevimli formunu bir de kızımın elbisesinde ve montunda gördüm ama bir de kurabiyegiller e bakın derim, hem de çekiliş var, belki de o sevimli baykuşlar sizin olur :)

kendimle barışık

Bugün nedendir bilmiyorum, barışığım kendimle, içimde kelebekler, mutluyum, gülümsüyorum... Belki bugün denetim için geldiğim İzmir' in havasından, belki ayarladığm 4 günlük Balıkesir tatilinden, belki 15 tatil için ayarladığım Ankara kaçamağından, belki kocamla yaptığım güzel telefon görüşmesinden, belki perşembe günü için ayarladığım kız kıza sinema gününden, belki hepsinden... Anlar planlıyorum kendime, ileride gülümseme ile hatırlayacağımı umduğum, belki de bu mutlu ediyor beni, ilerisi için planlara sahip olabilmek, gelecekten birşeyler beklemek. Kocam kurtlandın gene planlar yapıp duruyorsun diyor, evet kurtlanıyorum, durmak iyi gelmiyor bana, ileriye ait planlar yapıp geleceğe ait olduğumu görmek istiyorum belki, belki sadece gezmeyi- tozmayı seviyorum. Birbirine benzer günler yaşamak istemiyorum, monoton olmak istemiyorum. Bir yerde okumuştum, yeniden başlayamam dediğimiz an yaşlanıyormuşuz. Her yerde, herşeye yeniden başlayabilme azmini, gözükaralığını hiç kaybetmeye...

söylemek istediklerim

Obama, sen de en az Bush kadar beyazsın! Farklı olmak, farklı olmayanları küçümsemek ise ben almayayım! İstanbul barosunun yeni başkanı Ümit Kocasakal, adının hakkını veriyorsun!

birikenler

Ne çok şey birikti içimde ne zamandır yazmak istiyordum ama seyahatler, yoğunluk, kelimeleri biraraya getirememek bazen, engellerim vardı işte belki de benim yarattığım, ama dün uçakta kelimeler dönmeye başlayınca beynimde, yaz dedim artık yarın fırsat bul ve yaz. İyilerden başlayayım önce sonra gelsin diğerleri... Derinimle başlayayım önce, hani yanyana yatarken ya da uzanırken o küçük ellerini, kollarını boynuma doluyorsun ya, işte o an ben huzur doluyorum, o an dünya dursa ve hep öyle kalabilsek, yanayana, senin ılık nefesin kulağımda... Derinimin bugün okulda sunumu vardı önceden randevulaştık öğretmeniyle, babamız da katıldı, okulda yaptığı faaliyetlerden kendi seçtiklerini bize ve seyirci olarak seçtiği arkadaşlarına anlattı, nasıl da büyüyorsun hızla, öğretmeni şarkı söylemek ister misin dediğinde arkadaşlarımla beraber söylemek isterim dedi hatta biz de katıldık pazara gidelim şarkısına, arkadaşların ile geliştirdiğin ilişkilerin beni çok mutlu etti kızım, bir birey oluyors...

eller...

Dün bir denetim için Ankara' daydım, öğlen yemeği için Lale Restorant diye bir yere gittik, ben ilk defa gidiyorum, daha çok öğlen iş yemekleri için tercih edilen bir restorant izlenimi bıraktı bende, ama neyse konumuz restorant değil... Tam biz yemekten kalkmak üzereyken sağ çaprazımdaki masada iş tulumu ile yemeğe gelmiş kendi kendine gülümseyerek yemek yiyen birine takıldı gözüm. Diğer herkesten çok farklıydı. Üzerinde iş tulumu vardı, ellerine baktım evet temizdi ama elleriyle para kazananların karakteristik özelliklerini taşıyordu o eller, biraz nasırlaşmış, ne kadar yıkansa da hırpalanmışlığın izlerinin silinemediği eller. Kimbilir ne zor şartlarda para kazanıyor, ama yemek yerken hem de kendi kendine hala gülebiliyor, belki hayat gülüyor belki de aklına gelen birşeye, zaten çok da aydınlık bir yüzü vardı. İşte dedim çok nadir de olsa, böyle insanlara rastlayabilmek, insana olan inancımı hala ayakta tutabiliyor benim. Öylece geçti gitti hayatımdan, ama tam da tanışılaca...