Kayıtlar

İnsan insana nasıl kıyar ?

Şeker tadında bir bayram tatili geçirmek için her şey hazırdı, deniz, güneş, bol uyku, lezzetli yiyecekler. Öyle şehir turlarına falan da katılmak istemiyordum, çünkü doya doya dinlenmek istiyordum yada sebep olarak bunu kendime söylüyordum, çünkü ilk günkü tur katliam köyüne idi. Kitaplardan, televizyondan bilmekle aynı şey değil gidip onca şeyin yaşandığı bir mekana gitmek, geçmişe tanık olmak. Göreceklerime, hissedeceklerime dayanacak gücü bulamadım kendimde ve kaçtım. Son güne geldiğimizde otel çıkışımız ve uçak saati ile arada çok zaman olduğundan Lefkoşa (Türkiye den gelenlerin çoğu Lefkoşe diyormuş bu yanlış diye düzeltiliyor) – Girne şehir turuna katılalım dedik. Sıradan bir şehir turu zannederken Lefkoşa da ilk durağımızın Barbarlık Evi olduğunu yolda öğrenince içim huzursuzlandı, yine kaçabilirdim eve girmeyerek yada yüzleşmeyi seçebilirdim. Bu ev Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın ve ailesinin kirada ev sahipleri ile birlikte yaşadığı evmiş. 1963 yılında binbaşı görevdeyken eve bi...

Dila’ yı duydunuz mu?

Annesinin ellerinden sel sularına kapılıp giden 1.5 yaşındaki masum meleği duydunuz mu? Hala bulunamadı. Annesi komada yavrum ellerimden kayıp gitti diye sayıklarken, daha 5 yaşında olan Azra ablası kardeşimi kurtarabilirdim diye ağlıyormuş. Koca koca adamlar sorumluluklarını yerine getirmedikleri ve çıkarlarından başka bir şey düşünmedikleri için, masum meleğin tüm sorumluluğunu 5 yaşındaki abla o minicik yüreğinde ve omuzlarında taşıyor ve ömür boyu da taşıyacak, hem de hiçbir sorumluluğu yokken. Birileri acaba diye merak ediyorum, bu sel sularına kapılıp giden canların hesabını verecek mi ? Öyle eline mavi dosya alıp, ayağına sarı çizmeleri çekip geçmiş olsun demekle olmuyor bu işler, bu nasıl bir yüzsüzlüktür ya hiç mi utanmanız yok sizin, iktidarından muhalefetine ne yaptınız bugüne kadar? En basit doğa kanunudur, kime sorsan bilir ‘ su kendinden alınanı bir gün mutlaka geri alır’. Bunu bile bile denizleri, dereleri doldurup doldurup iskana açmadınız mı? Oy oy diye gözünüz dönerke...

ruhum eğitilmeli benim

Daha çoooook görüp geçirmeliyim, daha çok badireler atlatmalıyım ben. Anladım çok toyum daha, daha hala küçük şeylerde gözüm. Yukardan sürekli işaret te geliyor, ama olmuyor işte anlamak istemeyince olmuyor. İnsan neye titizlenir, neyi çok isterse, evren diyor ki bak yavrucuğum küçük şeyler bunlar, bunlarla oyalanma, biz sizleri böyle küçük şeylerle oyalanmanız için göndermedik , hayatın özünde keşfedilecek nice şeyler var iken bu maddi şeyler ile vakit geçirmek niye ? Şöyle herşeyi oluruna bırakabilsek, belki kafamızda bu kadar evirip çevirmesek, herşey daha kolay olacak, su akıp kendi yolunu buluverecek ama yok bizler olduk ya; herşey istediğimiz gibi olmalı, didiklemeliyiz, planlamalıyız, sonucunu önceden öngörebilmeliyiz... Oldu canım diyor evren, ders üstüne ders veriyor, burnumu defalarca sürtüyor yok efendim ben hala burnumun dikine gidiyorum, hayır konuşmaya gelince aklı başında insan gibi davranmayı da beceriyorum ama kendine söz geçirme konusunda niye başarılı olamıyorum, şu ...

Kalbim Boşlukta Kaldı

Herşeyden vazgeçmek istiyorum ve kızım olmasa çekip gidecekmişim gibi hissediyorum, hayat bazan insana çok anlamsız gelebiliyormuş. Napıyoruz biz şimdi hep beraber, amacımız ne ? Ne elimize geçecek ? Tüm bunlara değer mi? Mutlu muyum? Mutsuzum deyip nankörlük te yapmak istemiyorum ama mutlu da değilim. Öyle kalakaldım, sanki hiç beklemediğim bir nankörlük yaşamışım da onun kaldırılamaz bir ağırlığı varmış gibi hissediyorum, bu hayat beni aldatmış gibi hissediyorum. Nasıl bir duygudur şimdi bu ? Kocam bunları okusa ne kadar üzülür, ama işte öyle anlar geliyormuş ki insan hayatında çok sevmek ve çok sevilmek te yetmiyormuş. Kalbim sanki bir boşlukta kalmış gibi, sağa-sola sarkaç gibi boş boş sallanıyor. İçim bomboşmuş gibi geliyor. Şu koca dünyada kendimi çok önemsiz, olsa ne olur olmasa ne olur bir yerde görüyorum. Bu hayatta bir yerlerde başka bir şeyler yaşanıyor da ben de onları kaçırıyor muşum gibi geliyor. Çevremde, orada burada gülen, eğlenen insanlar görünce çok kısa bir süre önc...

korkuyorum...

Çok ani oldu, eşim onu tanıdığımdan beri çalıştığı ve benim farkında olmadan kendisi ile özdeşleştirmiş olduğumu şimdi farkettiğim firma ile ipleri birden kopardı. Geçen cuma akşamı eve biraz geç geldi ve ellerimi tutarak o defter kapandı dedi... Evet sıkıntıları vardı ancak bu noktaya gelebileceğini hiç planlamamışım demek ki, koca kadın oldum hala öğrenemedim şu hayatın benim planlarıma göre gitmediğini. Hiç beklemediğim kadar allak bullak oldum, bir sürü düşünce uçuşuyor aklımda; kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyorum - ki bu beni çok hırslandırıyor-, kriz ortamını düşünüyorum, bir kızımız olduğunu düşünüyorum, düşünüyorum ve karamsarlığa kapılıyorum. Kendisi o kadar rahat ki, sürekli gözünün içine bakıyorum. Acaba bize güç vermek için güçlü durmaya çalışıyor da içten içe üzülüyor mu diye anlamaya çalışıyorum, eğer öyleyse diye kıyamıyorum üzülüyorum. Şu an yeni arayışların heyecanı içinde, süreç uzarsa nasıl bir ruh hali olur diye şimdiden düşünüp o haline kıyamıyorum yine üz...

yeniden sevebilmek

Hep dikkatimi çekiyordu zaten apartmana girip çıkarken, biraz tuhaf buluyordum, hatta site sakinlerinin dedikodusunu rahatlıkla yapabildiğim bir komşuma da fikrimi söyleyince laf arasında öğrendim eşini bir terör olayında kaybettiğini ve utanmıştım söylediklerimden. Nasıl da neler yaşadığını, başından geçenleri bilmeden sadece dış görünüşü ile yargılara varmıştım, yaşadığının aynısı benim başıma gelse onun onda biri kadar olabilir miydim ? O günü düşündüm, hatırlıyorum hem de çok net mutluydum çünkü uzun zamandan beri çalışmak istediğim bir yer ile iş görüşmesi yapmıştım ve olumlu sonuçlanmıştı. Benim için hayatımda yeni bir dönemdi, meğer hiç tanımadığım biri içinde o gün bir dönüm noktasıymış. Duyduklarımdan sonra her gördüğümde, daha önceki düşüncelerimin de vicdan azabı ile belki de hep güzel bir hayatı olmasını diledim, yine mutlu olmasını istedim... Ve dün yine apartmana girerken rastladım hem de yanında sevgilisi olduğu belli birisiyle beraber girerken, hatta sevgili apartman g...

garanticiyim, garanticiyiz

Baktım zaman geçiyor ve bir boşluk arıyorum yazmak için , ben de bıraktım işleri bir kenara ve yazıyorum , iki de bir aklıma geliyo bak bunu da yazacaktın hadi yaz artık.... Geçenlerde gazetede gördüm, eski çalıştığım firmada bağlı olduğum yöneticiydi, güzel bi eşi ve iki de kızı vardı. Profesyonel çalışma hayatında bir sürü başarıya imza atmış bir yöneticiydi. Öyleydi diyorum çünkü parmak arası terliği, yeni eşi ve şimdiki eşi ile sahip olduğu kızıyla birlikt Alaçatı ' da açtığı restoranın tanıtımı için objectif karşısına geçmişti. 5 yılda neler değişmiş hayatında, İstanbul' da herkesin dışarıdan gıpta ettiği bir hayatı bırakıp bambaşka bir hayata yelken açmış, bırakıp gitmek istemiş, bırakmış ve gitmiş. Neco aklıma geldi , o da kaç yıllık eşini bırakıp Bodrum'a yeni hayat arkadaşı ile yerleşip arkasından da bir ropörtajında eski eşime kaç kere gitmek istediğimi söyledim ama beni dinlemedi ben de tek başıma gittim demişti. Erkekler hayatlarının belli bir döneminde yaşadık...