Çok düşündüm şöyle etkili bir giriş yapmak için. Ama ne yazsam eksik kaldı, duygumu anlatmaya yetmedi.... Ortadan gireyim o zaman. Ben büyürken, babam beni her istediğimi yapabileceğime inandırdı, hayatım boyunca şunu da yapamam diye hiçbir düşünce geçmedi aklımdan. Ne üniversite okuyacağım şehri kısıtladı, ne bölümü, hiçbir şeyi.... Babamdan hayır bunu yapamazsın hiç duymadım ben. Hatta üniversiteye gitmeden önce , söyle bir sohbetimiz var. Sana sigara içme diyemem çünkü ben içiyorum, ama sigaraya başlamasan kendine iyilik yaparsın...Zaten hiç merakım olmadı ve şimdiye kadar da tek nefesim yok. Hiçbir zaman da hayatta içmem demedim, hayatın ne getireceği hiç belli olmaz... Bazen aklıma türlü kötü senaryalor geliyor. Ya şöyle olursa ya böyle olursa diye ... O zamanlar da bile, içimi kaplayan sıkıntının yanında aklım, hemen çözüm yolları sermeye çalışıyor önüme. Korkma yaparsın bir şekilde diyor içimde ki ses... Sonunda yapamasam bile, beni yapabileceğime inandırdığın için sana...
Eşimin babasının hastalığı, kızın üniversite sınavı stresi derken yorgunuz ve eşimle aramız gerildi. Her evlilikte olur; tartışılır, çözülür ama dediği bir şey var ki aklımdan çıkmıyor... Geçen haftasonu benim üniversite arkadaşlarımdan birinin verdiği bir davete gitmek üzere yola çıktık. İlk konuştuğumuzda belki ben gelemem , babama gitmem gerekebilir dedi, ben de tamam ben tek te giderim, sorun değil dedim.Sonradan gelmeye karar verdi. Malum önce haftasonu trafiği, sonra park yeri, bir de arkadaşların, o evlerine ilk defa gittiğimizden, tam girişi anlayamadık tariften (yani ben tahmin ettim ve o yönde gitmeye başladım ama kendisi o şekilde olduğuna ikna olmadığı için boşuna ileri geri yaptık) ve yine gerilim... Sanki ben onu oraya zorla götürdüm, sanki trafiğin ve park yerinin sorumlusu benim.... Neyse dedim o gün tadımız kaçmasın, sonra konuşurum... Bir sonra ki gün yaptıklarını söylediğimde, bunun için mi laf ediyorsun? Bunda ne var? Bunda mesele edilecek ne var; seni arkadaş...
Kızlarımıza güçlü olmayı öğretmeliyiz: Çünkü hayat boyu karşılaşacakları fırtınalardan çıkmanın yolu içlerinde ki gücü kullanmak ve kendi pusulalarını takip etmek olacak. Kız çocuklarımızı sevgiyle, şefkatle büyütüyoruz. Onlara iyi insanlar olmalarını, dürüstlükten ve merhametten şaşmamalarını öğütlüyoruz. Fakat çoğu zaman unuttuğumuz bir şey var: Bu dünya sadece iyi niyetli insanların yaşadığı bir yer değil. Ve ne yazık ki, onları en çok zorlayanlar bazen en yakınlarındakiler olacak. Gün gelecek, birileri çıkıp onlara “Seni çok seviyorum” diyecek. Belki gerçekten sevecek de. Ama sevgi her zaman saf ve koşulsuz olmuyor. İnsan, farkında olmadan bile olsa, sevdiğini kendi istediği gibi şekillendirmeye, yönlendirmeye çalışabiliyor. Bu yönlendirme bazen nazik sözlerle, bazen de pasif bir baskıyla olabiliyor. Üstelik bu manipülasyon her zaman kötü niyetle gelmiyor. Kimi zaman iyi olduğunu sanan ama sınır çizmeyi bilmeyen insanlar da bunu yapabiliyor. İşte tam da bu yüzden kızlarımıza...
Yorumlar
Yorum Gönder